Çarşamba, Temmuz 25, 2007
Ahanda Yakaladık
Cumartesi, Temmuz 21, 2007
Sayı Doğrusu
"Orta Öğretim Başarı Puanı hatalı girilen bir aday düzeltmenin ardından ,( farz-ı misal ) 20. sıradan 15. sıraya çıkabilir ancak aradaki diğer adayların sırasını değiştirmez bu işlem"
Göz var , izan var, akıl var , mantık var.
Ha ama tabi o biz sıradan ölümlüler için var. İnsanlık ve matematik namına rica ediyorum sayın yetkililerden ÖSYM BAŞKANI'nın ilkokul diplomasının gerçekliğini kontrol edin.
Neyse efenim geçelim, zaten ne güzel demiş şair.
Çarşamba, Temmuz 18, 2007
Dexter
Bu arada televizyon dünyası tekrar ilgi alanıma girdi. Bu güne kadar değişik dizileri ( 24 , 4400 , Heroes ) DVD lerinden takip eden şahsım bu akşam e2 de çok ilginç bir diziye rastladım. Adı Dexter, uzun uzun anlatacaktım ama birileri çok daha güzel özetlemiş. Buyrun okuyun, izleyin izlettirin.
Bilgisayardan uzak eylemlerimiz sürecektir efenim.
Cuma, Mayıs 25, 2007
Perşembe, Mayıs 24, 2007
Cumartesi, Mayıs 19, 2007
Bizim Hiç Kontürümüz Olmadı Abi :-(
Winhec 07 seminerinde konusma yapan Bill Gates şu anda dünya üzerinde en üst ve pahalı teknolojileri anında satın alabilecek 1 milyar insan olduğunu ve buna karşılık 3 milyar insanın devlet yardımına muhtaç yaşadığının altını çizdi. Bu noktadan yola çıkarak yeni iş modeli FlexGo ile fakirlik sınırı altındaki 3 milyar kullanıcıya direkt olarak ulaşacaklarını, projeyi kullanıma geçirmek için gerekli devlet ve donanım üreticisi desteğini aldıklarını bildirdi. Ayrıca yaptığı konuşmada fakir halkın devletlere olan yükünün bilgisayar erişimi sayesinde azaltılacağını vurguladı.
Bilgisayarı her eve sokmak için telekom şirketleriyle ortak pre-paid (önceden ödemeli) bir bilgisayar sistemi (donanım, yazılım ve internet bağlantısı) geliştirilmiş. Şu anda Meksika, İspanya, Hindistan ve Afrika'da denenen bu sistemin adı Microsoft FlexGO. Saatlik ya da aylık bağlantı ücreti ödeyip kullanılan bilgisayar süre bitince kullanıma kapaniyor.
Aslında uzun uzun methiyeler düzmek niyetindeydim projeye ama ne desem az gelecek. Bir de gezegende yayınlanıyor günlük sıkıntı yaratmayalım. Ancak her türlü iyi dilekleriniz için yorum bölümümüz 24 saat açıktır. Çaylar şirketten...
Cumartesi, Mayıs 12, 2007
İş İlanı Nasıl OLMALI?
Salı, Mayıs 01, 2007
Gerginliğin Analizi
İlk akla gelen seçenek kişileri suçlamak olabilir. Kimisine, iş yapacağına eleştiriyorsun diyebilir, bir başkasına bulunduğun konuma uygun davranmıyor kişisel hezeyanlarına derneği alet ediyorsun diyebiliriz.
Tamam aklımıza gelen herkese her şeye sövdük saydık. Peki bu sorunumuzu çözdü mü ? Artık daha iyi çalışan bir derneğe mi sahip olduk böyle yaparak ?
İşin ilginç insanların yazdıklarını birbirinden bağımsız okuduğunuzda Nasreddin Hoca sendromuna kapılabilirsiniz. Peki sorun ne ? Çözüm ne ?
Bana göre sorun sistem. Daha doğrusu sistemsizlik. Kaç kişi bana bu derneğin ve Türkiye'nin en büyük özgür yazılım organizasyonu olan Özgür Yazılım ve Linux şenliği için çalışmalar her yıl ............. tarihinde başlar. Sponsorluk görüşmeleri ....... ve ........ tarihleri arasında başlar ve biter. .......... tarihinde afiş tasarımı kesinleşir, diyebilir ?
Şenlik sadece bir örnek tabi. Aşağı yukarı her konuyu böyle yapıyoruz. Belki bütün işlerin el ile yapıldığı bir sunucu benzetimi işleri daha net anlatır. Bir sunucu düşünün ki her gün dosyalar teker teker el ile kopyalanarak yedek alınıyor. Her bir log dosyası tek tek okunuyor. Sorunlar belirleniyor. Gelip giden dosyalar üzerinde teker teker el ile antivirüs programı çalıştırılıp virüs kontrolü yapılıyor.
Ondan sonra birisi çıkıp diyor ki;
- Bir web istatistiği istedim 5 saat oldu hala gelmedi !
Öbürü isyan ediyor;
- Sen bu işlerin nasıl yürüdüğünü biliyor musun ? Sabahtan beri log okuyup gruplandırıyorum nasıl bitsin 5 saatte ? Zaten sunucuyu yönetmek için yeterli sayıda sistem yöneticimiz yok !
Dediğim gibi tek tek incelediğinizde Nasreddin Hoca sendromuna yol açacak bir durum. Ancak çözüm değil.
Şimdi profesyonelleşme diyeceğim yorum bölümü dolup taşacak, "sen ne diyorsun ?" diye. Ama şöyle ifade edelim. Amatör bir ruhla profesyonel ilkelerle yürütmeliyiz çalışmalarımızı.
İş planlarımız olmalı her türlü etkinlik için belkide How-To yazmalıyız içinde net tarih
ler olan. Mesela benim aklıma gelen ilk iki başlık; Şenlik Nasıl Yapılır ? , Basın açıklaması Nasıl Yapılır ?
Lütfen sizlerde düşünün başka hangi konuların hangi işlerimizin bir takvime ve bir sisteme bağlanması lazım ? Şenlikde görüşmek üzere...
Salı, Nisan 17, 2007
Beni de Yasaklayın
Eyüp 3. Asliye Mahkemesi, Adnan Hoca'nın başvurusu üzerine Ekşisözlük'e erişim yasağı kararı aldı. Mahkeme kararında yasağın gerekçesi, “Sitede Oktar’ın kişilik haklarına saldırı yapılması” olarak açıklandı.
Bu kez de aynı şey oldu. Süperpoligon'un başına gelen gibi, o haberin çıkarılması yerine kolaya kaçılıp sitenin fişinin çekilmesine karar verildi. İsyan ettiren bu karar Türk Telekom'a ulaştığı anda siteye tüm erişimi kesilecek.
Ekşisözlük'ün avukatı Başak Purut, "3-4 yazı için sitenin tümüne kapatılması düşündürücü ve bunun düzeltilmesi için çalışıyoruz. Biz dava dosyasında tedbir istenen yazıları zaten yayından çıkardık, şu anda tedbire konu olacak bir şey yok" dedi.
Kararın Türk Telekom'a bildirildiğini ancak sitenin henüz kapanmadığını belirten sözlüğün yazarlarından Aziz Kedi ise, "Harun Yahya, nam-ı diğer Adnan Oktar kaynaklı bir olay bu. Bu ilk değil, daha önce de kendi başlığını ve alakalı başlıkları durdurtmuştu. Durum bize tebliğ edilmemişti, avukatımız durumu tesadüfen öğrenmiş. Kolektif cezalandırma 19. yüzyılda bitti" dedi.
Adnan Oktar'ın şikayetiyle ilgili yargılama henüz sonuçlanmadı. Yargı sürecinin bir ay kadar sürmesi bekleniyor. Ekşisözlük, gereken adımı atıp dava konusu olan yazıları çıkardı. Bunu karşılık yine de site yargılama bitene kadar kapalı olacak.
Peki dava sonunda Adnan Oktar haksız çıkarsa ne olacak?
Bir ay boyunca kapalı kalan Ekşisözlük'ün hakkını kim teslim edecek?
Bu adaletsizlik nasıl giderilecek?
Kaynak www.internethaber.com
Aha da yazıyorum. ..... .... Bu ülkedeki en büyük .... lardan biridir. Yasaklayın Beni de.
[ Bu bölüm gezegen yönetiminin isteği üzerine LKD ye zarar vermemek adına çıkartılmıştır. Yine de gönül isterdi ki LKD sitelerinden birinin kapatılması pahasına bu sansürcü zihniyetin karşısında dursun]
Çarşamba, Mart 28, 2007
Sayın Başbakan
Bu yazının yaşadığımız ülkenin geleceği ile yakından ilgisi vardır.
Bir gün bir gazetede bir yazı görürsünüz. İhtimal vermezsiniz doğruluğuna. Sevmeseniz de söyleyen kişiyi, o makama konduramazsınız böyle bir ihaneti.
Üstelik akşam 70 milyonun gözünün içine bakarak yalanlanmıştır bu idda.
Ülkemizin saygın gazeteleri konudan hep idda diye bahsederler. İnsanların aklında kuşku uyandırılır. Ve benim gibi niceleri "Yok artık o kadarda olmaz derler"
Ve bir gün internet gelir aklınıza. Bundan sonraki yorumlar size ait. Biraz daha yazarsam TCK nın uygun bir maddesine gireceğimden emin olduğum için....
http://www.hafif.org/yazi/erdogandan-sayin-ocalan-konusmasi-ses
http://www.etikhaber.com/content/view/32660/77/
Cumartesi, Mart 17, 2007
Sazlık kedisi hoş geldi
Neyse sonuçta pismillah diyip " pisi remove kdebase --ignore-dependency && pisi install kdebase " diyip üstüne bir de makinayı yeniden başlatınca sorunu çözdük. Cümle aleme hayırlı olsun yeni kedimiz...
Pazar, Mart 11, 2007
Pardus bağlamında GNU/Linux ve Açık Kodlu Işletim Sistemlerinin Türkiyedeki Geleceği Üzerine
Bu tartışmalar arasında benim benim en çok ilgimi çeken Chip Dergisi Linux Köşe Yazarı Ali Kızıl'ın bir yorumunda geçen aşağıdaki cümle oldu;
3) Beko Low-End ürünlerinde Pardus kullanmak isteyip, destek alamadığında Windows'a yönelmiştir. Destek veren bir marka olduğunda, ulaşılacak kitleyi bir düşünün.
Aslında bu aralar beni de düşündüren bir sorun bu. X kurumunda bir Linux sunucu kuracağınızı var sayalım. Bu kurumda RedHat veya Suse gibi markalaşmış dağıtımlardan birini kullanmak istemiyorsanız destek almak için Türkiye'de markalaşmış şirket bulmanız gerçekten zor.
Siz kendinize ve açık kaynak camiasına güveniyor olsanız bile üstleriniz sağlam referanslara sahip firmaların desteğini soruyorlar. Aslında bu konuda tamamen haksız da sayılmazlar. Onların yerinde olsam bende benzer bir destek arayarak acil bir durumda kendimi ve kurumumu güvenceye almak isterim.
Aslında pek çok şey söylenebilir yazdıklarıma karşı ama belki hayatın gerçekleri dışarıda duruyor hala... Bırakalım son sözü modern çağın son bilgesi Google söylesin. Şu sözcüklerle yapacağınız basit bir kaç arama söylemek istediklerimi daha net anlatacaktır. redhat + destek , suse + destek , debian + destek , pardus + destek
Salı, Şubat 13, 2007
Bir Istanbul Aşığının Ölümü
Bütün dünyayı dolaşırken bir tesadüf eseri Türkiye’ye yolu düşen Pierre Loti, Eyüp sırtlarındaki tarihi kahveyi, yine o ilk geldiği 1876’lı yıllarda keşfetmiş, nargile içip insanlarla sohbet etmiştir. Modern turizm çağındaki eski turistik yerlerden biri sayılan kahve, 19. yüzyılın sonlarına kadar Rabia Kadın Kahvesi olarak tanınmıştır. Pierre Loti, deniz subayı eğitimi almasına rağmen, hiçbir silahlı eyleme katılmamıştır. Gözlem yönünün oldukça kuvvetli olduğu bilinen Pierre Loti, İstanbul’u belki yerlilerinden daha fazla kabullenmiş ve bulunduğu kente hayran bir şekilde, kaldığı süre içerisinde sürekli İstanbul’a övgü dolu yazılar yazmıştır.
Eserlerinde aşkı, umutsuzluğu ve hayatın sonu ölümü anlatmıştır. Kalbinin en derin köşelerinde alev alev yanan yaşanmış aşk hikayesini, ünlü eserine adını verdiği “Aziyade” romanının içinde bulabilirsiniz. O dönemdeki Osmanlı’yı anlatan ve eleştirmenlerin olumlu yanıt verdiği bu romanda, Pierre Loti’nin ruh halini de bulmak mümkündür. Dünyanın dört bir köşesini görmüş olan Pierre Loti, yaşamının bundan sonraki diliminde Türkiye’yi yeni bir yurt olarak belirlemiş, Türkçe konuşup Türkçe şarkılar söylemiştir. Pierre Loti’nin kalbini kaptırdığı Çerkez kölesi Aziyade ise, Cihangir semtinde oturan Abidin Efendi’nin bir kölesiydi.
Kurtuluş Savaşı yıllarında, yazılarıyla hep Türkiye’yi destekleyen Pierre Loti, bu barışçıl ve içten bağlığından dolayı Türkler tarafından dost ilan edilmiştir. Daha sonradan yazarın sürekli geldiği bu ünlü tepeye, adına saygı amaçlı düşünülerek Pierre Loti kahvesi adı verilmiştir. Ayrıca bu kahve, sanatçı ve ressamların uğrak yeri olarak uzun yıllardan beri değişmez yerini korumaya devam etmiştir.
ANCAK BU GÜNLERDE ; Eyüp sırtlarındaki aşıkların mekanı Pierre Loti Tepesi’nin adı AKP’li Eyüp Belediyesi tarafından değiştiriliyor. Haliç’i tümüyle tepeden gören eşsiz doğal güzelliğe sahip Pierre Loti Tepesi’nin adının ‘Eyüp Sultan Tepesi’ olarak değişmesi için teklif verildi.
Tarihi mekanla ilgili isim değişikliği teklifi geçen hafta toplanan Eyüp Belediye Meclisi’nde oy çokluğuyla kabul edildi. [1]
Ben İstanbul da yaşamayan ve hayatında yalnız bir defa Pierre Loti Tepesi’ni görmüş bir insanım. Öte yandan bazı aşklar da ilk görüşte başlar.
Alınan bu kararla gelmiş geçmiş en büyük dostlarımızdan birisi öldürülmek isteniyor. Tepkilerinizi buraya tıklayarak aktarın. Yaşanmış ve yaşanacak olan aşklar ve aşıklar adına Pierre Loti'nin öldürülmesine seyirci kalmayın.
Son Bir Not: Pierre Loti yaşadığı yıllarda ermeni soykırımı yalanıyla ilgili olarak da kendi gördüklerini tarafsız bir biçimde anlatan kitap ve yazılar yazmıştır.

[1]:http://www.aksam.com.tr/haberpop.asp?a=67504,3
Cuma, Şubat 02, 2007
Anahtar Kelimeler: New , Pardus , Town :)
Olay kurduğumuz Pardus'un iş yerinde ( Karadeniz Bölgesinin en büyük hastahanesi ) sunucu olarak kurulan ilk Pardus olmasının yanı sıra, görevi bir windows makinadan devralmış olması beni asıl mutlu eden. Bundan böyle programlarımız kendilerini samba yardımıyla yavru parsımızdan güncelleyecekler.
Ne diyelim darısı tüm sunucuların ve masaüstü makinalarımızın başına...
Not: Bu arada özgür yazılım yolunda gazi olan Necdet Hocam'a ve Ali Erdinç Köroğlu'na çok çok geçmiş olsun diyorum. Kazayı hafif atlatmış olmaları en büyük tesellimiz. M$'nin nazarı mı deydi acaba :)
Salı, Ocak 30, 2007
Agop Dilaçar ve Hepimiz Ermeni miyiz ?
"Malazgirt Savaşı'nı Türklerin Ermenilerle birlikte kazandığını biliyor muydunuz?
"İstanbul'un alınmasında Ermenilerin yaptığı kahramanlıklardan haberiniz var mı?
"Çanakkale'de Mustafa Kemal'in yanında savaşan Ermeni askerlerin adlarını biliyor musunuz?
"Atatürk'ün bugün kullandığımız alfabeyi Ermeni dil bilgini Agop Martayan'a hazırlattığını ve sonra ona Dilaçar soyadını verdiğini biliyor muydunuz?"
Son bir soru:
Bir Ermeni dostuna bu soruları soranın, Alparslan Türkeş olduğunu biliyor muydunuz?
O Türkeş'in, 600 yıllık Türk-Ermeni dostluğunu diriltebilmek için Ermenistan Devlet Başkanı Petrosyan'la buluştuğunu, Ermeni askerlerin Azeri topraklarından çekilmesi şartıyla Ermenistan'la diplomatik ilişki kurulmasını savunduğunu ve 1915'te ölenlerin anısına, Türk-Ermeni sınırına bir anıt dikilerek Ermenistan'a bakan yüzüne Türkçe, Türkiye'ye bakan yüzüne Ermenice "Verdiğimiz acılardan dolayı üzgünüz" diye yazılmasını bile düşündüğünü biliyor muydunuz ?
Can Dündar 30.01.2007 Milliyet
Çarşamba, Ocak 24, 2007
Turkish
Konfiçyus’e sordular :
-“Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk iş ne olurdu ?”
Büyük filozof şöyle cevap verdi:
-“Hiç şüphesiz, dili gözden geçirmekle işe başlardım.”
Dinleyicilerin hayret dolu bakışları karşısında sözlerini sürdürdü:
-“Dil düzensiz olursa, sözler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılamazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Görevler gereği gibi yapılmazsa, adetler ve kültür bozulur. Adetler ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk, ne yapacağını, işin nereye varacağını bilmez. İşte bunun için hiçbir şey dil kadar önemli değildir.”
Çarşamba, Ocak 10, 2007
Süleymaniye
Yıkmak, insanlara yapmak gibi kıymet mi verir,
Onu, en çulpa herifler de emin ol becerir.
Hele sen gösteriver kubbe diye,
İki ırgatla iner şimdi Süleymaniye.
Ama gel, kaldıralım dendi mi, heyhat o zaman
Bir Süleyman daha lazım, yeniden bir de Sinan.
Perşembe, Kasım 16, 2006
Boş İşler
Biz milletçe böyle miyiz , yoksa genel anlamda insanlık mı iş yapanların ayağına dolanmayı seviyor bir tek bunu çözemedim.
Edit: Yanlışlıkla FM deki bir sonraki habere link vermişim. Yanlış linkle vakit kaybedenlerden özür dilerim :)
Pazar, Kasım 12, 2006
Derin Tasarım
Sayfadan küçük bir anektod;
...‘oyunlu tasarım’ deyince babasına bunun püf noktalarını anlattırıyoruz: ‘Çocuk saflığından daha değerli bir şey yok bence. Çocuk resim yapıyormuş annesi ne çizdiğini sormuş. ‘Tanrı’yı çiziyorum’ demiş. Anne şaşırarak ‘İmkansız! Tanrı’yı nasıl çizersin, onun yüzünü kimse bilmiyor ki’ demiş. Çocuk son sözü söylemiş: ‘Ben çizeceğim bundan sonra herkes bilecek’. Bunun ne kadar güzel bir mantık olduğunu anlatabildim mi? Ben de o çocuk gibi bütün şartlanmalardan uzak durarak tasarım yapıyorum.’


