Pazartesi, Eylül 01, 2008

Test Dünyasında Neler Oluyor... (Bölüm 1)

Bir süredir Pardus'un test işlerinden mesul-üm. Bu zaman zarfında, zaman zaman başka projelerin test işlerini nasıl yürüttüğüne göz atmış olsam da bütün projeleri kapsayan detaylı bir inceleme yapmak vardı aklımda. Test dünyasında işler nasıl yürüyor ? Başkalarından daha iyi olduğumuz yönler neler , nerelerde eksiklerimiz var ? Daha kaliteli bir dağıtım için neleri değiştirebiliriz ? gibi sorulara yanıt arayacağım. Derlediğim bilgilerde gözden kaçan, yanlış anladığım noktalar varsa düzeltmenizden memnun olurum.

Pardus

Daha önce biraz bahsetmiştim test süreçlerimizden. Bu vesile ile güncel değişiklikleri de katarak kısaca özetleyeyim.

Pardus'da Test süreçlerimiz 2 ana kategoriye ayrılıyor; Sürüm öncesi testler ve Sürüm içi testler. Bunlara dair detaylı bilgi wiki sayfamızda mevcut. Bir önceki yazının yazıldığı zamandan bu yana yapılan önemli bir değişiklik ise sürüm içi testleri artık gönüllülerimizle beraber yapıyor olmamız.

Bir sonraki adım da ise hata raporlarına bir onay mekanizması getirerek bu konudaki sorumluluğu da gönüllülerimizle paylaşmayı planlamaktayız.

OpenSuse

Görebildiğim kadarıyla yalnızca bir sonraki sürüme ilişkin test süreçleri mevcut. Kararlı sürüme girecek paketleri/yamaları ne şekilde test ediyorlar buna dair bir bilgiye rastlayamadım.

Geliştirme sürümlerini "Factory" namı ile anıyorlar. Bu sürüme dair yaklaşık 6 aylık yol haritaları belli. Ayrıca ara sürümler arasındaki önemli değişiklikleri de özet halinde yayımlıyorlar [1] Test sonuçlarını bugzilla üzerinden hata girerek raporluyorlar.

Hata takip sistemine nasıl hata girileceğine ilişkin oldukça detaylı dökümantasyona [2] [3] sahipler.

Bu noktaya kadar genel olarak bizden iyi durumdalar. Ama bu konular direkt olarak ilgilendirmiyor test süreçlerini.

Çok basit düzeyde temel test yönergeleri bulunuyor benim baktığım an itibariyle [4] . Bu konuda çok başarılı olduklarını söyleyemeyeceğim. Dağıtımı test etmeye yönelik temel süreçlerde bizim kadar detaylı bir planları yok. Ancak çok detaylı bir yol haritaları olduğu için değişen ve yeni gelen özellikleri test etmek konusunda oldukça detaylı bir çalışma yapmışlar.

İlginç gelen bir diğer nokta da mobil cihazlar ile olan senronizasyona ayrı bir bölüm ayırmışlar.

Son olarak da otomatik test araçları ile ilgili bir takım planları olduğu anlaşılıyor ki, bu araçları inceleyeceğim ayrı bir girdi yazmak niyetindeyim.

Edit: OpenSuse test süreçleri ile ilgili yeni bulduğum bir takım bilgileri eklemek istedim; Öncelikle Depo ve test politikalarını tanımlayan açık bir belge bulunmuyor. Uzun aramaların ardından kalite takımından Holger böyle bir belgeleri bulunmadığını yazdı.

Kalite takımı
demişken, 43 kişiden oluşan ( Novel çalışanı ) bir test takımları var. Açık olarak yazmıyor ama benim tahminim bu ekip sadece OpenSuse için değil Aynı zamanda SLES içinde çalışıyor.

Oldukça geniş bir araçseti kullanıyorlar testler için, liste aşağıda mevcut

• Bonnie.............................• Module Loading
• Buildcrunch...................• Newburn
• DBench...........................• Netperf
• FTPload..........................• NIC Bonding
• File System Stress.........• Process Stress
• LMbench .......................• Sched Stress
• LTP.................................• Reaim
• Memeater......................• Tiobench
• Memtester

Test otomasyonu için HAMSTA adlı bir araçları var ki aslında bu yerel test araçları için bir çeşit framework. Bunun yanı sıra test planlaması içinde Testopia'dan faydalanıyorlar. Ancak bu araç gereğinden fazla karmaşık göründü bana.

Cumartesi, Nisan 05, 2008

Pardus Test Süreci'nin Dünü, Bugünü, Yarını

Pardus ekibine katıldığımdan beri pek fırsat bulamıyorum yazmaya. Oldukça yoğun ama bir o kadar da zevkli bir çalışma dönemi yaşıyoruz.

Sorumlusu olduğum Pardus test süreçlerinden bahsetmek istedim biraz. Hem süreçleri çekirdek ekip dışındakiler için biraz daha belirgin kılmak, hem de Pardus Test Takımına ve gelecekteki takım arkadaşlarımıza bir başlangıç noktası oluşturmak için.

Pardus ekibinin her üyesinde görebileceğiniz ortak bir özellik mükemmeliyet takıntısıdır. Bazen küçük bir düğmenin yeri ve işlevi için bile saatlerce tartışabiliyoruz. Ancak Pardus'la ilgili değerlendirmeleri okudukça harcadığımız bu zamanın karşılığını fazlası ile aldığımızı görüyoruz. Pardus Test Takımı da bu mükemmelleştirme sürecinin önemli bir parçası olmak üzere kuruldu.

Ne kadar yetenekli geliştiricilere sahip olursanız olun, tek başına sorunsuz çalışan parçalar bir araya gelince çalışmak konusunda sorun yaratabiliyorlar. Pardus Test Takımının görevi büyük yapbozu incelemek ve onu kusursuz hale getirmek.

Evvel zaman içinde, Pardus 1.0 sürümü öncesinde rootfs in çıkışı ile başlamış test takımı kurma fikri. O zamanki adıyla Resmi Pardus Test Sürecinin (RPTS) kordinasyonunu sevgili Erkan Tekman yürütüyormuş. Lakin zaman içinde iş yoğunluğunun arasında kaybolmuş gitmiş yeni sürümler çıkarken RPTS. Bu gün bu süreç daha geniş bir katılımla ve daha uzun soluklu olarak yeniden canlanıyor.

Yeni test sürecini planlarken önce diğer dağıtımların test süreçlerini inceledik. Kendi çalışma metoçlarımızı gözden geçirdik. Geçmişteki deneyimlerimize dönüp baktık. Sonuçta test süreçlerinin 2 ana bölüme ayrılmasına karar verdik.

Test takımımız şimdilik birinci bölümde bizlere yardımcı olacak ancak süreç ilerledik takımın içinde çıkacak istekli ve tecrübeli arkadaşlarla ikinci bölümü de bir ekip halinde yürütmeyi planlıyoruz.

Birinci Bölüm "Sürüm Öncesi Test Süreci"

Sürüm Öncesi Test Süreci alfa sürümünün çıkması ile başlayan ve kararlı sürüm ile sona eren yaklaşık 30 - 60 günlük bir süreçtir. Bu süreç de Alfa , Beta ve RC sürümleri çıktıkça, test takımımız kendileri için hazırlanan test kılavuzunun yardımıyla dağıtımın temel işlevlerini test edecek ve sonuçları test_takımı listesi aracılığı ile bizimle paylaşacaklar. Liste içinde istenilen bilgilerin tamamlanması ile gerekiyorsa hata takip sistemine aktarılacak hata bilgileri ve burada çözümlendikten sonra hatayı bildiren ve tekrarlayan takım üyelerince çözüm onaylanacak.

İkinci Bölüm "Düzenli Testler"

Bu test süreci yeni kararlı sürümün çıkması ile başlar ve sürüm resmi olarak desteklendiği sürece devam eder. Bu süreçte kendi içinde ikiye ayrılır. "Güncelleme Testleri" ve "İşlev Testi".

Bu süreç için öncelikle, test edilen kararlı sürüm ( örneğin Pardus-2007 ) ve o ana kadar çıkmış ara sürümlerin her birinin ( örneğin 2007.1 , 2007.2 , 2007.3 ) yeni kurulmuş birer versiyonuna sahip olmamız gerekir. Her bir testin ardından tekrar bu temiz kurulumlara ihtiyaç duyacağımızdan bu sürümleri sanal görüntü olarak kurmak ( misal VirtualBox ile ;) ) sağlık ve de sıhhat açısından faydalıdır. Bu sanal görüntüleri güncelleme testlerinde kullanacağız.

Ayrıca her güncelleme sonrasında kararlı depodan güncellediğimiz düzenli güncellenen bir sanal imaja da ihtiyaç vardır.

Süreç genel hatları ile şöyle işler; Test sorumlusu test deposunda bekleyen paketler için bir onay süreci başlatır. Geliştiriciler tarafından onaylanan paketler o anki kararlı depo ve onay alan yeni paketlerden oluşan bir geçici depoya aktarılırlar. Temiz kurulmuş sürümlere bu deponun adresi verilerek sürümler güncellenir. Her güncellenmiş sürüm yeniden başlatılarak temel sistemlerin sağlıklı işleyip işlemediği kontrol edilir. Ardından revdep-rebuild komutu ile ters bağımlılıklardaki kırık paylaşımlı kütüphane dosyalarının varlığı denetlenir.

İşlev testi içinse, kararlı depo ile eş zamanlı güncellediğimiz imaj, test için geçici depodan güncellenir ve güncellenen her bir program tek tek test edilir.

Testçinin bütün program ve kütüphaneleri bütün özellikleri ile test etmesi bilgi, tecrübe ve zaman açısından mümkün görülmediği için test edilecek olan paketler 4 ana kategoriye ayrılmıştır. Kategorizasyon işlemi halen devam etmekte olup yeterince olgunlaşınca wikiye aktarılacak. Bu kategoriler; Detaylı biçimde test edilecek paketler ( ki bunların nasıl test edileceği ayrıntılı olarak belgelenmiştir ) , Standart biçimde test edilecek paketler ( kurulum ve temel çalışma denetimi yapılır ) , Yalnız kurulum testine tabi tutulacak paketler ve Multimedya paketleridir ( Multimedya paketlerininde nasıl test edileceği detaylı olarak belgelenmiştir ).

Bu süreçler Pardus'un dünyada ve Türkiye'de hak ettiği yere gelmesinde önemli rol oynarken bizlere de test takımımızın içinden yeni dostlar ve yeni geliştiriciler kazandıracak. Özgürlük İçin...

Salı, Aralık 11, 2007

Çarşı OOXML 'e KARŞI !

Uzun zamandır bir şeyler karalamadığımı düşünecek olursak aslında anlatılacak çok şey var. Ancak daha önemli konular var. Camia yı takip edenler bir süredir OOXML ve TSE'nin bu konudaki tavrı konusundaki log girdilerini ve e-postaları görmüşlerdir. Bende bu girdilerden ve postalardan yararlanarak bilgi edinme yasası gereği cevaplanmak üzere bir takım sorular yönelttim TSE ye. Gelen cevapları yayınlayacağım. Bu şekilde yeterince fazla kişi soru sorar ise en azından dikkati çekilebilir TSE'nin diye düşünüyorum. Gönderdiğim bilgi edinme isteğinin tam metni ise aşağıda;

Sayın Yetkili,

Elektronik ortamdaki dokümantasyon için açık standartların belirlenmesi konusundaki sorunların çözümü için şubatta Cenevre'de yapılacak olan "Ballot Çözüm Toplantısı" (Ballot Resolution Meeting) na ve TSE nin bu toplantıda ne şekilde tavır alacağına ilişkin bir takım sorularım olacak. 4982 Sayılı Bilgi Edinme Kanunu uyarınca bu soruların cevaplanmasını arz ederim.

1- Cenevre'deki Ballot Çözüm Toplantısı'nda (DIS 29500) TSE'yi kim temsil edecek?

2- Toplantıya ülkemiz adına katılacak olan delegeler, Microsoft'tan yeterince bağımsız mı?

3- TSE'nin sorumlu komitesi 3500 çözüm önerisi veya hepsi değilse bile sadece gönderdikleri ulusal açıklamalar üzerinde çalışıyor mu?

4- TSE temsilcisinin Micrsoft'un önerdiği standart olan OOXML lehine oy kullanacağı yönündeki bilgiler doğru mudur ? ( Lütfen ekdeki apora bakınız )

5- Eğer 4. sorunun cevabı evet ise TSE temsilcileri aşağıdaki durumların farkında mıdır ? Ve bu konuların varlığına rağmen Microsoft'un görüşleri lehinde oy kullanmayı halen düşünmekte midir ?

a- Microsoft'un sunduğu belgede OOXML sistemi içersinde yer alan bir çok
maddenin sadece "isimleri" belirtilmiş ama bu maddeler tanımlanmamıştır.
Microsoft bu bilgeleri kendine saklamakta ve kesin bir tanım vermeyi
reddetmektedir.

b- Bir başka durum ise Microsoft'un gönderme yaptığı standartları açık olarak
bildirmemesi. Örneğin bir karakter kümesinin birden fazla sürümü olduğu
durumda Microsoft bu karakter kümesinin hangi sürümüne gönderme yaptığını
bildirmemiştir. Bu durumda A kişisi ürettiği bir belgeyi iki farklı
arkadaşına yolladığı zaman bu iki kişi aynı belgeyi sadece farklı editörler
kullandıkları için özgün halinden başka bir şekilde görebilirler.

c-Microsoft OOXML standardında kullanacağını beyan ettiği bazı alt sistemleri
kendi patenti altında barındırmaktadır. Bu durumun en vahim sonucu Microsoft
patentlerinin kullanım hakkına sahip olmadan OOXML formatlı bir belgenin
açılmasının mümkün olmamasıdır. Microsoft bu belgede bu teliflerin kamunun
kullanımına açılıp açılmayacağı konusunda herhangi bir açıklamada
bulunmamıştır.

d- Microsoft OOXML ile ne yazık ki plartform bağımsız bir standart yaratmaktan
çok uzakta bir noktadadır. Bu haliyle OOXML ancak Windows ortamında ve ancak
Office programı aracılığı ile tam ve verimli olarak kullanılabilecek gibi
görünmekte. Diğer editörler (örneğin OpenOffice) OOXML formatlı belgeleri ya
hiç açamayacak ya da açabilseler bile özgün belgenin görünüm ve içeriğinden
çok farklı ve sorunlu bir şekilde görüntüleme imkanı sunacaktır.

Çarşamba, Ekim 10, 2007

Mehmet

Olur ya, bir çatışmada ölürsem,
Arkamdan yas tutmayın.

Bırakın toprağımda rahat içinde yatayım.
Bedenimden komandomu çıkarmayın,
Onlar benim onurumdur,
Ölünce kefenim olacak...

Başımdan mavi beremi çıkarmayın,
O benim şanım,şerefim olacak...

Ayağımdan botlarımı çıkarmayın,
Onlar nice yollar aşacak,
Şehit olursam Sırat köprüsünden geçecek...

Elimden tüfeğimi almayın,
O benim mezarıma sembol olacak...

Yaramın kanını silmeyin,
Ahirette hesabı sorulacak...

Göğsümden kör kurşunu çıkarmayın,
O benim madalyam olacak...


* Bu şiir, Hakkari - Çukurca - Üzümlü Jandarma Sınır Karakolu'nda görevliyken 12 Aralık 1993 günü saat 21.00 sıralarında bölücü eşkiya ile yapılan silahlı çatışmada şehit düşen Jandarma Komando Onbaşı Zekeriya Gülyaman'ın şahsi eşyaları içerisinden çıkmıştır.

Salı, Ekim 09, 2007

Gençliğe Hitabe

Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.


Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. Istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetln imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanin, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün ordulari dagitilmiş ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.


Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç oldugun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!

K. ATATÜRK
20 Ekim 1927

Pazar, Ekim 07, 2007

Hayali Yazılımcı

Başlıkta gördüğünüz deyim henüz literatüre girmedi. Ama yakında girecektir zannımca ben de isim babası olayım istedim. Sebebini buradan okursunuz.

Not: Bu arada çeşitli mecralarda "devlet işletim sistemi geliştireceğine o parayı yazılımcılara teşvik olarak verse memleket ihya olurdu" diye yırtınan bir takım lamer bozmaları ile yardakçılarının gözü aydın. Buyrun bakalım alın teşviklerinizi de ne geliştirecekmişsiniz bizler de bir görelim.

Perşembe, Ekim 04, 2007

Bağlantısız Haber Televizyonu

Odatv.com adlı haber televizyonu ( haber sitesi değil ) yayına başladı.Soner Yalçın ve Cüneyt Özdemir tarafından kurulan televizyonun bilindiği kadarı ile hiçbir medya grubu ile direkt bağlantısı yok. Televizyondan ilginç bir haberde aşağıda.

Bu görüntü Irak işgaline katılan İngiliz askerlerinin kamerasından yansıyor. Kendi jeeplerinin içinde arkadan gelen arabalara rastgele ateş ediyorlar. Arkadan gelen arabaları vurduklarında seviniyor, vuramadıklarında üzülüyorlar.

Pazar, Eylül 30, 2007

Bir Başkadır Benim Memleketim

Kendimi dakika başı blog yaza asosyal bir adam gibi hissetmeye başladım ama bunları yazmazsam çatlarım ;)

Bu aralar ev bakıyorum İstanbul'da. Gördüğüm ev ilanlarından biri aklıma bu günlerin beynelminel sorusunu getirmedi desem yalan olur "Türkiye Malezya Olur Mu ?" :)

Bir diğer konuda bilişim suçlarıyla ilgilenen ÜST DÜZEY bir emniyet yetkilisine birileri, Youtube un Türkiye temsilciliğinin olamayacağını çünkü şirketin hali hazırda Google'a ait olduğunu ve Google ında uzun bir süredir Türkiye ofisi bulunduğunu söylemeli artık.


Not: Tabi habertürk ün röpörtajı %100 hayali de olabilir. Güzide basınımızdan beklenecek bir davranış.

Cumartesi, Eylül 29, 2007

Pek Leziz !


Bir köşe yazısı için pek çok sıfat kullanılabilir. Ancak bazı yazılar vardır ki beylik sıfatlarla değil ancak sıra dışı kelimelerle tanımlanabilir.

Örneğin bugün okuduğum bir yazı [1], üzerinde yoğun kıvamlı mantar sosu bulunan, kolay kesilip, her bir lokması neredeyse çiğnenmeden ağızda eriyen Chateaubriand tadı hissettirdi bana.



Yazının tamamı ilgili bağlantıda mevcut ancak ben size beğendiğim yerlerden birkaç dilim keseyim;


Üniversiteyi anlamak için “neden eski Yunan’da?” sorusuna yanıt bulmalıyız. “Agora kültürü” dediğimiz meydanda serbest tartışma alışkanlığı önemliydi. “Mythostan logosa dönüşüm” yani dünyayı açıklamak için mitolojiler yerine rasyonaliteden yararlanmaya başlamak dönüm noktası. Böylece seküler düşünce ve eleştirel akıl ortaya çıkıyor. İşte felsefenin ve üniversitenin etkileşimi böyle başlıyor.

Fikir platformunda bütün düşüncelerin özgürce tartışılabilmesi ve “Agora kültürü”nün günümüze uyarlanması umut edilir. Devletlerden statükoyu koruması beklenirken, üniversitenin değişimin öncüsü olması arzu edilir. Sadece bilgi ile beslenen, “memur zihniyetinin dışında duruşu olan” akademik dünya üyelerinin kültür, etik ve dünya görüşü bakımından daima ileriye bakan ve hep yeni araşıylar içinde olan kişiler olması esastır.


Neyse efendim fazla vaktinizi almadan sizi bu lezzetli yazıyla başbaşa bırakayım.

[1]

Salı, Eylül 25, 2007

Shame on Me !

Über müzik kültürüne sahip bir şahsiyet değilim. Ama yine de bu zamana kadar böyle bir sesi fark edememişim.

Cumartesi, Eylül 22, 2007

Beyaz ötesi gülüşler için FARE ZEHİRİ kullanın !

Artık komplo teorisi olmaktan çıkmış bir idda. Türkçe , İngilizce. Beyaz gülüşler efenim.

Pazartesi, Ağustos 27, 2007

Death Note

- Death Note'a ismi yazılan insan ölür. İsmi yazıldıktan sonra 40 saniye sonra ölüm nedeni, ölüm nedeninden 6 dakika 40 saniye sonra detaylar yazılabilir.
- Death Note'u kullanan biri, öldüreceği insanın yüzünü görmüş olmalıdır. Aynı isimdeki diğer kişiler bu şekilde etkilenmezler.
- Death Note'u kullanan insan ne cennete ne cehenneme girebilir.
- Death Note başkalarına verilebilir. Ancak bu durumda onunla ilgili tüm hatıralar kişinin aklından silinir.
- Death Note olanaksız şeyleri sağlamaz.
- Shinigamilerin gözleri, insanların adı ve soyadını, yaşam süresini, yaşını vb. gösterir. İnsanlarla bu gözler değiştirilebilir ancak karşılığında insan ömrünün yarısı Shinigami'ye geçer.
- Bir Shinigami, insan hayatını kısaltmak için yaratılmıştır. Bunu uzatmak için defteri kullanan Shinigami ölür.
- Death Note, eğer bir insanın eline geçerse, deftere önceden sahip olan Shinigami, o kişiyi 39 gün içinde bulmalıdır. Bu kitap ölüm tanrısı ile insan arasında bir bağ olacaktır.

Evet efendim yeni hastalığımız bu. Herkese tavsiye edilebilecek pek leziz bir anime. Bağımlılık yapması dışında hiçbir yan etkisi bulunmamaktadır.

Çarşamba, Temmuz 25, 2007

Ahanda Yakaladık

Kim demiş bilgi toplumu olamadık diye ? İnternet üzerinden kredi kartıyla çalışan medyumumuz, büyücümüz var daha ne olsun ?

Cumartesi, Temmuz 21, 2007

Sayı Doğrusu

Bu millet gözünün içine baka baka yalan söyleyenleri çok gördü ama bu kadarına da pes doğrusu. Pek sayın ösym başkanı diyor ki özetle;


"Orta Öğretim Başarı Puanı hatalı girilen bir aday düzeltmenin ardından ,( farz-ı misal ) 20. sıradan 15. sıraya çıkabilir ancak aradaki diğer adayların sırasını değiştirmez bu işlem"


Göz var , izan var, akıl var , mantık var.

Ha ama tabi o biz sıradan ölümlüler için var. İnsanlık ve matematik namına rica ediyorum sayın yetkililerden ÖSYM BAŞKANI'nın ilkokul diplomasının gerçekliğini kontrol edin.

Neyse efenim geçelim, zaten ne güzel demiş şair.

Çarşamba, Temmuz 18, 2007

Dexter

Oldukça yoğun geçen bir yılın ardından yaz tatilimi bilgisayardan uzak geçirmeye çalışıyorum. ( ne kadar uzak durmayı başarabildiğimse okuduğunuz satırlardan malum ;) ). Bu da demek oluyor ki bu blog da yaz boyunca bilgisayarla ilgisiz girdiler göreceksiniz genelde.

Bu arada televizyon dünyası tekrar ilgi alanıma girdi. Bu güne kadar değişik dizileri ( 24 , 4400 , Heroes ) DVD lerinden takip eden şahsım bu akşam e2 de çok ilginç bir diziye rastladım. Adı Dexter, uzun uzun anlatacaktım ama birileri çok daha güzel özetlemiş. Buyrun okuyun, izleyin izlettirin.

Bilgisayardan uzak eylemlerimiz sürecektir efenim.

Cuma, Mayıs 25, 2007

Sayılar ve İnsanlar

Bazen sayılar alır insanların yerini. Dünde öyle oldu. 6 şehit vermişiz. 6 haber vereceğim bende sizlere 6 şehitin anısına.

1

2

3

4

5

ve Nutuk da yazdığı gibi; "gaflet delalet ve hatta ..."

6

Perşembe, Mayıs 24, 2007

Cumartesi, Mayıs 19, 2007

Bizim Hiç Kontürümüz Olmadı Abi :-(

Habertürk de yer alan habere göre fakir babası fatura kapılar yeni projesi ile bomba gibi düşmüş yine bilişim camiasına.

Winhec 07 seminerinde konusma yapan Bill Gates şu anda dünya üzerinde en üst ve pahalı teknolojileri anında satın alabilecek 1 milyar insan olduğunu ve buna karşılık 3 milyar insanın devlet yardımına muhtaç yaşadığının altını çizdi. Bu noktadan yola çıkarak yeni iş modeli FlexGo ile fakirlik sınırı altındaki 3 milyar kullanıcıya direkt olarak ulaşacaklarını, projeyi kullanıma geçirmek için gerekli devlet ve donanım üreticisi desteğini aldıklarını bildirdi. Ayrıca yaptığı konuşmada fakir halkın devletlere olan yükünün bilgisayar erişimi sayesinde azaltılacağını vurguladı.

Bilgisayarı her eve sokmak için telekom şirketleriyle ortak pre-paid (önceden ödemeli) bir bilgisayar sistemi (donanım, yazılım ve internet bağlantısı) geliştirilmiş. Şu anda Meksika, İspanya, Hindistan ve Afrika'da denenen bu sistemin adı Microsoft FlexGO. Saatlik ya da aylık bağlantı ücreti ödeyip kullanılan bilgisayar süre bitince kullanıma kapaniyor.

Aslında uzun uzun methiyeler düzmek niyetindeydim projeye ama ne desem az gelecek. Bir de gezegende yayınlanıyor günlük sıkıntı yaratmayalım. Ancak her türlü iyi dilekleriniz için yorum bölümümüz 24 saat açıktır. Çaylar şirketten...

Cumartesi, Mayıs 12, 2007

İş İlanı Nasıl OLMALI?

İşte aynen böyle olmalı. İşe, işe yarar eleman almak isteyen tüm işverenlerin dikkatine :)

Salı, Mayıs 01, 2007

Gerginliğin Analizi

Bir süredir gerilen ortam karşısında neden böyle oluyor sorusunun cevabı üzerinde kafa yoruyordum.

İlk akla gelen seçenek kişileri suçlamak olabilir. Kimisine, iş yapacağına eleştiriyorsun diyebilir, bir başkasına bulunduğun konuma uygun davranmıyor kişisel hezeyanlarına derneği alet ediyorsun diyebiliriz.

Tamam aklımıza gelen herkese her şeye sövdük saydık. Peki bu sorunumuzu çözdü mü ? Artık daha iyi çalışan bir derneğe mi sahip olduk böyle yaparak ?

İşin ilginç insanların yazdıklarını birbirinden bağımsız okuduğunuzda Nasreddin Hoca sendromuna kapılabilirsiniz. Peki sorun ne ? Çözüm ne ?

Bana göre sorun sistem. Daha doğrusu sistemsizlik. Kaç kişi bana bu derneğin ve Türkiye'nin en büyük özgür yazılım organizasyonu olan Özgür Yazılım ve Linux şenliği için çalışmalar her yıl ............. tarihinde başlar. Sponsorluk görüşmeleri ....... ve ........ tarihleri arasında başlar ve biter. .......... tarihinde afiş tasarımı kesinleşir, diyebilir ?

Şenlik sadece bir örnek tabi. Aşağı yukarı her konuyu böyle yapıyoruz. Belki bütün işlerin el ile yapıldığı bir sunucu benzetimi işleri daha net anlatır. Bir sunucu düşünün ki her gün dosyalar teker teker el ile kopyalanarak yedek alınıyor. Her bir log dosyası tek tek okunuyor. Sorunlar belirleniyor. Gelip giden dosyalar üzerinde teker teker el ile antivirüs programı çalıştırılıp virüs kontrolü yapılıyor.

Ondan sonra birisi çıkıp diyor ki;

- Bir web istatistiği istedim 5 saat oldu hala gelmedi !

Öbürü isyan ediyor;

- Sen bu işlerin nasıl yürüdüğünü biliyor musun ? Sabahtan beri log okuyup gruplandırıyorum nasıl bitsin 5 saatte ? Zaten sunucuyu yönetmek için yeterli sayıda sistem yöneticimiz yok !

Dediğim gibi tek tek incelediğinizde Nasreddin Hoca sendromuna yol açacak bir durum. Ancak çözüm değil.
Şimdi profesyonelleşme diyeceğim yorum bölümü dolup taşacak, "sen ne diyorsun ?" diye. Ama şöyle ifade edelim. Amatör bir ruhla profesyonel ilkelerle yürütmeliyiz çalışmalarımızı.

İş planlarımız olmalı her türlü etkinlik için belkide How-To yazmalıyız içinde net tarih
ler olan. Mesela benim aklıma gelen ilk iki başlık; Şenlik Nasıl Yapılır ? , Basın açıklaması Nasıl Yapılır ?

Lütfen sizlerde düşünün başka hangi konuların hangi işlerimizin bir takvime ve bir sisteme bağlanması lazım ? Şenlikde görüşmek üzere...