Bu görüntü Irak işgaline katılan İngiliz askerlerinin kamerasından yansıyor. Kendi jeeplerinin içinde arkadan gelen arabalara rastgele ateş ediyorlar. Arkadan gelen arabaları vurduklarında seviniyor, vuramadıklarında üzülüyorlar.
Perşembe, Ekim 04, 2007
Bağlantısız Haber Televizyonu
Bu görüntü Irak işgaline katılan İngiliz askerlerinin kamerasından yansıyor. Kendi jeeplerinin içinde arkadan gelen arabalara rastgele ateş ediyorlar. Arkadan gelen arabaları vurduklarında seviniyor, vuramadıklarında üzülüyorlar.
Pazar, Eylül 30, 2007
Bir Başkadır Benim Memleketim
Bu aralar ev bakıyorum İstanbul'da. Gördüğüm ev ilanlarından biri aklıma bu günlerin beynelminel sorusunu getirmedi desem yalan olur "Türkiye Malezya Olur Mu ?" :)
Bir diğer konuda bilişim suçlarıyla ilgilenen ÜST DÜZEY bir emniyet yetkilisine birileri, Youtube un Türkiye temsilciliğinin olamayacağını çünkü şirketin hali hazırda Google'a ait olduğunu ve Google ında uzun bir süredir Türkiye ofisi bulunduğunu söylemeli artık.
Not: Tabi habertürk ün röpörtajı %100 hayali de olabilir. Güzide basınımızdan beklenecek bir davranış.
Cumartesi, Eylül 29, 2007
Pek Leziz !

Bir köşe yazısı için pek çok sıfat kullanılabilir. Ancak bazı yazılar vardır ki beylik sıfatlarla değil ancak sıra dışı kelimelerle tanımlanabilir.
Örneğin bugün okuduğum bir yazı [1], üzerinde yoğun kıvamlı mantar sosu bulunan, kolay kesilip, her bir lokması neredeyse çiğnenmeden ağızda eriyen Chateaubriand tadı hissettirdi bana.
Yazının tamamı ilgili bağlantıda mevcut ancak ben size beğendiğim yerlerden birkaç dilim keseyim;
Üniversiteyi anlamak için “neden eski Yunan’da?” sorusuna yanıt bulmalıyız. “Agora kültürü” dediğimiz meydanda serbest tartışma alışkanlığı önemliydi. “Mythostan logosa dönüşüm” yani dünyayı açıklamak için mitolojiler yerine rasyonaliteden yararlanmaya başlamak dönüm noktası. Böylece seküler düşünce ve eleştirel akıl ortaya çıkıyor. İşte felsefenin ve üniversitenin etkileşimi böyle başlıyor.
Fikir platformunda bütün düşüncelerin özgürce tartışılabilmesi ve “Agora kültürü”nün günümüze uyarlanması umut edilir. Devletlerden statükoyu koruması beklenirken, üniversitenin değişimin öncüsü olması arzu edilir. Sadece bilgi ile beslenen, “memur zihniyetinin dışında duruşu olan” akademik dünya üyelerinin kültür, etik ve dünya görüşü bakımından daima ileriye bakan ve hep yeni araşıylar içinde olan kişiler olması esastır.
Neyse efendim fazla vaktinizi almadan sizi bu lezzetli yazıyla başbaşa bırakayım.
[1]
Salı, Eylül 25, 2007
Shame on Me !
Cumartesi, Eylül 22, 2007
Pazartesi, Ağustos 27, 2007
Death Note
- Death Note'u kullanan biri, öldüreceği insanın yüzünü görmüş olmalıdır. Aynı isimdeki diğer kişiler bu şekilde etkilenmezler.
- Death Note'u kullanan insan ne cennete ne cehenneme girebilir.
- Death Note başkalarına verilebilir. Ancak bu durumda onunla ilgili tüm hatıralar kişinin aklından silinir.
- Death Note olanaksız şeyleri sağlamaz.
- Shinigamilerin gözleri, insanların adı ve soyadını, yaşam süresini, yaşını vb. gösterir. İnsanlarla bu gözler değiştirilebilir ancak karşılığında insan ömrünün yarısı Shinigami'ye geçer.
- Bir Shinigami, insan hayatını kısaltmak için yaratılmıştır. Bunu uzatmak için defteri kullanan Shinigami ölür.
- Death Note, eğer bir insanın eline geçerse, deftere önceden sahip olan Shinigami, o kişiyi 39 gün içinde bulmalıdır. Bu kitap ölüm tanrısı ile insan arasında bir bağ olacaktır.
Evet efendim yeni hastalığımız bu. Herkese tavsiye edilebilecek pek leziz bir anime. Bağımlılık yapması dışında hiçbir yan etkisi bulunmamaktadır.
Çarşamba, Temmuz 25, 2007
Ahanda Yakaladık
Cumartesi, Temmuz 21, 2007
Sayı Doğrusu
"Orta Öğretim Başarı Puanı hatalı girilen bir aday düzeltmenin ardından ,( farz-ı misal ) 20. sıradan 15. sıraya çıkabilir ancak aradaki diğer adayların sırasını değiştirmez bu işlem"
Göz var , izan var, akıl var , mantık var.
Ha ama tabi o biz sıradan ölümlüler için var. İnsanlık ve matematik namına rica ediyorum sayın yetkililerden ÖSYM BAŞKANI'nın ilkokul diplomasının gerçekliğini kontrol edin.
Neyse efenim geçelim, zaten ne güzel demiş şair.
Çarşamba, Temmuz 18, 2007
Dexter
Bu arada televizyon dünyası tekrar ilgi alanıma girdi. Bu güne kadar değişik dizileri ( 24 , 4400 , Heroes ) DVD lerinden takip eden şahsım bu akşam e2 de çok ilginç bir diziye rastladım. Adı Dexter, uzun uzun anlatacaktım ama birileri çok daha güzel özetlemiş. Buyrun okuyun, izleyin izlettirin.
Bilgisayardan uzak eylemlerimiz sürecektir efenim.
Cuma, Mayıs 25, 2007
Perşembe, Mayıs 24, 2007
Cumartesi, Mayıs 19, 2007
Bizim Hiç Kontürümüz Olmadı Abi :-(
Winhec 07 seminerinde konusma yapan Bill Gates şu anda dünya üzerinde en üst ve pahalı teknolojileri anında satın alabilecek 1 milyar insan olduğunu ve buna karşılık 3 milyar insanın devlet yardımına muhtaç yaşadığının altını çizdi. Bu noktadan yola çıkarak yeni iş modeli FlexGo ile fakirlik sınırı altındaki 3 milyar kullanıcıya direkt olarak ulaşacaklarını, projeyi kullanıma geçirmek için gerekli devlet ve donanım üreticisi desteğini aldıklarını bildirdi. Ayrıca yaptığı konuşmada fakir halkın devletlere olan yükünün bilgisayar erişimi sayesinde azaltılacağını vurguladı.
Bilgisayarı her eve sokmak için telekom şirketleriyle ortak pre-paid (önceden ödemeli) bir bilgisayar sistemi (donanım, yazılım ve internet bağlantısı) geliştirilmiş. Şu anda Meksika, İspanya, Hindistan ve Afrika'da denenen bu sistemin adı Microsoft FlexGO. Saatlik ya da aylık bağlantı ücreti ödeyip kullanılan bilgisayar süre bitince kullanıma kapaniyor.
Aslında uzun uzun methiyeler düzmek niyetindeydim projeye ama ne desem az gelecek. Bir de gezegende yayınlanıyor günlük sıkıntı yaratmayalım. Ancak her türlü iyi dilekleriniz için yorum bölümümüz 24 saat açıktır. Çaylar şirketten...
Cumartesi, Mayıs 12, 2007
İş İlanı Nasıl OLMALI?
Salı, Mayıs 01, 2007
Gerginliğin Analizi
İlk akla gelen seçenek kişileri suçlamak olabilir. Kimisine, iş yapacağına eleştiriyorsun diyebilir, bir başkasına bulunduğun konuma uygun davranmıyor kişisel hezeyanlarına derneği alet ediyorsun diyebiliriz.
Tamam aklımıza gelen herkese her şeye sövdük saydık. Peki bu sorunumuzu çözdü mü ? Artık daha iyi çalışan bir derneğe mi sahip olduk böyle yaparak ?
İşin ilginç insanların yazdıklarını birbirinden bağımsız okuduğunuzda Nasreddin Hoca sendromuna kapılabilirsiniz. Peki sorun ne ? Çözüm ne ?
Bana göre sorun sistem. Daha doğrusu sistemsizlik. Kaç kişi bana bu derneğin ve Türkiye'nin en büyük özgür yazılım organizasyonu olan Özgür Yazılım ve Linux şenliği için çalışmalar her yıl ............. tarihinde başlar. Sponsorluk görüşmeleri ....... ve ........ tarihleri arasında başlar ve biter. .......... tarihinde afiş tasarımı kesinleşir, diyebilir ?
Şenlik sadece bir örnek tabi. Aşağı yukarı her konuyu böyle yapıyoruz. Belki bütün işlerin el ile yapıldığı bir sunucu benzetimi işleri daha net anlatır. Bir sunucu düşünün ki her gün dosyalar teker teker el ile kopyalanarak yedek alınıyor. Her bir log dosyası tek tek okunuyor. Sorunlar belirleniyor. Gelip giden dosyalar üzerinde teker teker el ile antivirüs programı çalıştırılıp virüs kontrolü yapılıyor.
Ondan sonra birisi çıkıp diyor ki;
- Bir web istatistiği istedim 5 saat oldu hala gelmedi !
Öbürü isyan ediyor;
- Sen bu işlerin nasıl yürüdüğünü biliyor musun ? Sabahtan beri log okuyup gruplandırıyorum nasıl bitsin 5 saatte ? Zaten sunucuyu yönetmek için yeterli sayıda sistem yöneticimiz yok !
Dediğim gibi tek tek incelediğinizde Nasreddin Hoca sendromuna yol açacak bir durum. Ancak çözüm değil.
Şimdi profesyonelleşme diyeceğim yorum bölümü dolup taşacak, "sen ne diyorsun ?" diye. Ama şöyle ifade edelim. Amatör bir ruhla profesyonel ilkelerle yürütmeliyiz çalışmalarımızı.
İş planlarımız olmalı her türlü etkinlik için belkide How-To yazmalıyız içinde net tarih
ler olan. Mesela benim aklıma gelen ilk iki başlık; Şenlik Nasıl Yapılır ? , Basın açıklaması Nasıl Yapılır ?
Lütfen sizlerde düşünün başka hangi konuların hangi işlerimizin bir takvime ve bir sisteme bağlanması lazım ? Şenlikde görüşmek üzere...
Salı, Nisan 17, 2007
Beni de Yasaklayın
Eyüp 3. Asliye Mahkemesi, Adnan Hoca'nın başvurusu üzerine Ekşisözlük'e erişim yasağı kararı aldı. Mahkeme kararında yasağın gerekçesi, “Sitede Oktar’ın kişilik haklarına saldırı yapılması” olarak açıklandı.
Bu kez de aynı şey oldu. Süperpoligon'un başına gelen gibi, o haberin çıkarılması yerine kolaya kaçılıp sitenin fişinin çekilmesine karar verildi. İsyan ettiren bu karar Türk Telekom'a ulaştığı anda siteye tüm erişimi kesilecek.
Ekşisözlük'ün avukatı Başak Purut, "3-4 yazı için sitenin tümüne kapatılması düşündürücü ve bunun düzeltilmesi için çalışıyoruz. Biz dava dosyasında tedbir istenen yazıları zaten yayından çıkardık, şu anda tedbire konu olacak bir şey yok" dedi.
Kararın Türk Telekom'a bildirildiğini ancak sitenin henüz kapanmadığını belirten sözlüğün yazarlarından Aziz Kedi ise, "Harun Yahya, nam-ı diğer Adnan Oktar kaynaklı bir olay bu. Bu ilk değil, daha önce de kendi başlığını ve alakalı başlıkları durdurtmuştu. Durum bize tebliğ edilmemişti, avukatımız durumu tesadüfen öğrenmiş. Kolektif cezalandırma 19. yüzyılda bitti" dedi.
Adnan Oktar'ın şikayetiyle ilgili yargılama henüz sonuçlanmadı. Yargı sürecinin bir ay kadar sürmesi bekleniyor. Ekşisözlük, gereken adımı atıp dava konusu olan yazıları çıkardı. Bunu karşılık yine de site yargılama bitene kadar kapalı olacak.
Peki dava sonunda Adnan Oktar haksız çıkarsa ne olacak?
Bir ay boyunca kapalı kalan Ekşisözlük'ün hakkını kim teslim edecek?
Bu adaletsizlik nasıl giderilecek?
Kaynak www.internethaber.com
Aha da yazıyorum. ..... .... Bu ülkedeki en büyük .... lardan biridir. Yasaklayın Beni de.
[ Bu bölüm gezegen yönetiminin isteği üzerine LKD ye zarar vermemek adına çıkartılmıştır. Yine de gönül isterdi ki LKD sitelerinden birinin kapatılması pahasına bu sansürcü zihniyetin karşısında dursun]
Çarşamba, Mart 28, 2007
Sayın Başbakan
Bu yazının yaşadığımız ülkenin geleceği ile yakından ilgisi vardır.
Bir gün bir gazetede bir yazı görürsünüz. İhtimal vermezsiniz doğruluğuna. Sevmeseniz de söyleyen kişiyi, o makama konduramazsınız böyle bir ihaneti.
Üstelik akşam 70 milyonun gözünün içine bakarak yalanlanmıştır bu idda.
Ülkemizin saygın gazeteleri konudan hep idda diye bahsederler. İnsanların aklında kuşku uyandırılır. Ve benim gibi niceleri "Yok artık o kadarda olmaz derler"
Ve bir gün internet gelir aklınıza. Bundan sonraki yorumlar size ait. Biraz daha yazarsam TCK nın uygun bir maddesine gireceğimden emin olduğum için....
http://www.hafif.org/yazi/erdogandan-sayin-ocalan-konusmasi-ses
http://www.etikhaber.com/content/view/32660/77/
Cumartesi, Mart 17, 2007
Sazlık kedisi hoş geldi
Neyse sonuçta pismillah diyip " pisi remove kdebase --ignore-dependency && pisi install kdebase " diyip üstüne bir de makinayı yeniden başlatınca sorunu çözdük. Cümle aleme hayırlı olsun yeni kedimiz...
Pazar, Mart 11, 2007
Pardus bağlamında GNU/Linux ve Açık Kodlu Işletim Sistemlerinin Türkiyedeki Geleceği Üzerine
Bu tartışmalar arasında benim benim en çok ilgimi çeken Chip Dergisi Linux Köşe Yazarı Ali Kızıl'ın bir yorumunda geçen aşağıdaki cümle oldu;
3) Beko Low-End ürünlerinde Pardus kullanmak isteyip, destek alamadığında Windows'a yönelmiştir. Destek veren bir marka olduğunda, ulaşılacak kitleyi bir düşünün.
Aslında bu aralar beni de düşündüren bir sorun bu. X kurumunda bir Linux sunucu kuracağınızı var sayalım. Bu kurumda RedHat veya Suse gibi markalaşmış dağıtımlardan birini kullanmak istemiyorsanız destek almak için Türkiye'de markalaşmış şirket bulmanız gerçekten zor.
Siz kendinize ve açık kaynak camiasına güveniyor olsanız bile üstleriniz sağlam referanslara sahip firmaların desteğini soruyorlar. Aslında bu konuda tamamen haksız da sayılmazlar. Onların yerinde olsam bende benzer bir destek arayarak acil bir durumda kendimi ve kurumumu güvenceye almak isterim.
Aslında pek çok şey söylenebilir yazdıklarıma karşı ama belki hayatın gerçekleri dışarıda duruyor hala... Bırakalım son sözü modern çağın son bilgesi Google söylesin. Şu sözcüklerle yapacağınız basit bir kaç arama söylemek istediklerimi daha net anlatacaktır. redhat + destek , suse + destek , debian + destek , pardus + destek
Salı, Şubat 13, 2007
Bir Istanbul Aşığının Ölümü
Bütün dünyayı dolaşırken bir tesadüf eseri Türkiye’ye yolu düşen Pierre Loti, Eyüp sırtlarındaki tarihi kahveyi, yine o ilk geldiği 1876’lı yıllarda keşfetmiş, nargile içip insanlarla sohbet etmiştir. Modern turizm çağındaki eski turistik yerlerden biri sayılan kahve, 19. yüzyılın sonlarına kadar Rabia Kadın Kahvesi olarak tanınmıştır. Pierre Loti, deniz subayı eğitimi almasına rağmen, hiçbir silahlı eyleme katılmamıştır. Gözlem yönünün oldukça kuvvetli olduğu bilinen Pierre Loti, İstanbul’u belki yerlilerinden daha fazla kabullenmiş ve bulunduğu kente hayran bir şekilde, kaldığı süre içerisinde sürekli İstanbul’a övgü dolu yazılar yazmıştır.
Eserlerinde aşkı, umutsuzluğu ve hayatın sonu ölümü anlatmıştır. Kalbinin en derin köşelerinde alev alev yanan yaşanmış aşk hikayesini, ünlü eserine adını verdiği “Aziyade” romanının içinde bulabilirsiniz. O dönemdeki Osmanlı’yı anlatan ve eleştirmenlerin olumlu yanıt verdiği bu romanda, Pierre Loti’nin ruh halini de bulmak mümkündür. Dünyanın dört bir köşesini görmüş olan Pierre Loti, yaşamının bundan sonraki diliminde Türkiye’yi yeni bir yurt olarak belirlemiş, Türkçe konuşup Türkçe şarkılar söylemiştir. Pierre Loti’nin kalbini kaptırdığı Çerkez kölesi Aziyade ise, Cihangir semtinde oturan Abidin Efendi’nin bir kölesiydi.
Kurtuluş Savaşı yıllarında, yazılarıyla hep Türkiye’yi destekleyen Pierre Loti, bu barışçıl ve içten bağlığından dolayı Türkler tarafından dost ilan edilmiştir. Daha sonradan yazarın sürekli geldiği bu ünlü tepeye, adına saygı amaçlı düşünülerek Pierre Loti kahvesi adı verilmiştir. Ayrıca bu kahve, sanatçı ve ressamların uğrak yeri olarak uzun yıllardan beri değişmez yerini korumaya devam etmiştir.
ANCAK BU GÜNLERDE ; Eyüp sırtlarındaki aşıkların mekanı Pierre Loti Tepesi’nin adı AKP’li Eyüp Belediyesi tarafından değiştiriliyor. Haliç’i tümüyle tepeden gören eşsiz doğal güzelliğe sahip Pierre Loti Tepesi’nin adının ‘Eyüp Sultan Tepesi’ olarak değişmesi için teklif verildi.
Tarihi mekanla ilgili isim değişikliği teklifi geçen hafta toplanan Eyüp Belediye Meclisi’nde oy çokluğuyla kabul edildi. [1]
Ben İstanbul da yaşamayan ve hayatında yalnız bir defa Pierre Loti Tepesi’ni görmüş bir insanım. Öte yandan bazı aşklar da ilk görüşte başlar.
Alınan bu kararla gelmiş geçmiş en büyük dostlarımızdan birisi öldürülmek isteniyor. Tepkilerinizi buraya tıklayarak aktarın. Yaşanmış ve yaşanacak olan aşklar ve aşıklar adına Pierre Loti'nin öldürülmesine seyirci kalmayın.
Son Bir Not: Pierre Loti yaşadığı yıllarda ermeni soykırımı yalanıyla ilgili olarak da kendi gördüklerini tarafsız bir biçimde anlatan kitap ve yazılar yazmıştır.

[1]:http://www.aksam.com.tr/haberpop.asp?a=67504,3
Cuma, Şubat 02, 2007
Anahtar Kelimeler: New , Pardus , Town :)
Olay kurduğumuz Pardus'un iş yerinde ( Karadeniz Bölgesinin en büyük hastahanesi ) sunucu olarak kurulan ilk Pardus olmasının yanı sıra, görevi bir windows makinadan devralmış olması beni asıl mutlu eden. Bundan böyle programlarımız kendilerini samba yardımıyla yavru parsımızdan güncelleyecekler.
Ne diyelim darısı tüm sunucuların ve masaüstü makinalarımızın başına...
Not: Bu arada özgür yazılım yolunda gazi olan Necdet Hocam'a ve Ali Erdinç Köroğlu'na çok çok geçmiş olsun diyorum. Kazayı hafif atlatmış olmaları en büyük tesellimiz. M$'nin nazarı mı deydi acaba :)

